Kurtuluş Savaşı’nın binlerce yürekli kahramanlarında Nene Hatun, Satı Kadın ile karşılıklı oturup, ceviz yaprağın kök kahverengisi ile, er ocağına gurbet kokan özlemini yollarken, Şerife Bacı da kızılçam ağacından elde ettiği yeşilin umut kanatlarını, üç beş metrekare tezgahın alt ve üst leventlerinin arasına çivit mavisiyle ilmeklerdi ya. Kendine, yüreğine dokunan her düşünü yeşertirdi. Zerdeçalden pişirdiği kırmızıyla, haşhaştan elde ettiği moru aynı dizekte saz aşıkları gibi birbiriyle atıştırırdı. Ihlamur yapraklarının sarı ışığından Harmandalı oynatırdı, yiğitliğine isimsiz efelerin, Sarı Zeybek’in.

Kibele Ana’nın bereketini eli belinde motifleriyle, cesaretin kartal desenlerini, ta Kurtuluş Savaşından bugüne kadar gelip de, ilmek atar gibi, halı dokur gibi yazıcıdan çıktı olarak alabileceğimizi düşünebiliyor muyuz? Tıpkı, F.Hüsnü Dağlarca’nın, Elif’in Kağnı’sına düğümlediği gibi: Kilimin ilmeklerinde mermiyi sırtlarken Elif, Mustafa Kemal’in Kağnısını da sırtlardı, Kocabaş ve Sarıkız kardeşliğinde ya, omuz omuza. Bütün bu motiflerle bezenmiş eşsiz  kültürümüzü yazıcıdan önümüze geldiğini düşünebiliyor muyuz?

Hani büyüklerimiz derler ya, iyi düşün, olumlu düşün, yapıcı ol. Bir de aklıma gelen başıma geldi, diye. Bir gün aklımızdan ve hayalimizden geçen iyi ve olumlu, üç boyutlu hemen her şeyin,  her biri eşsiz değerlerimiz gibi, aynı halıyı dokur gibi kendimize, yüreğimize değen her düşün yeşereceğine inanabilir miyiz? Seyit Onbaşı, Yörük Ali Efe’yle beraber, yanlarında Kınalı Ali’nin toprağa bıraktığı koca vatan sevgisinin desenleri gibi dokunur mu bilemeyiz. 3D yazıcılar da tıpkı mürekkep yazıcılar gibi yaygınlaşıp, teknolojinin baş döndüren hızıyla hepimizin hayatını değiştirmeye başladı bile. Diğer yazıcılar da ilk çıktıklarında evlerimize, işyerlerimize, hastanelere girecek deselerdi inanmazdık. Hem de düşlerimizi tüketmek yerine üretmek için.

Bu yazıcılar, kahve makinelerine benzer görünümleriyle, boylarından büyük işler yaparak, önemli bir sanayi devrimini, çaycılardan çok daha sessiz sedasız fısıldıyorlar kulağımıza: Mühendislik, havacılık ve uzay, eğitim, sanat, sağlık, tasarımla üçüncü boyutu bize bir fincan kahve sunar gibi ikram ediyorlar. Oğlunuzun ya da kızınızın minicik parmaklarından dökülüveren kuru boya hayal kahramanlarını, kendileri canlandırıyorken, siz çocuklarınıza yetişebilmek için, mit.app.inventor, (appinventormit.edu ) app.inventor, stratch gibi platformlarda, sonsuz teknoloji denizinin dalgalarıyla boğuşuyor olabilirsiniz. Eşsiz düşlerini, bitlerden, atomlara dönüştürebilen miniklere, hediye almakta güçlük çekeceğiz. Harika imge güçleriyle, papatya açmış tarlalarda takla atıp, kovalamaca oynama bile basıyor olacakları zamanlar yakındır .

Da Vinci mini Maker XYZ Print gibi örneklerle, 3D yazıcılar, çocuklar okuma yazma ile aynı anda tanışmakta. Da Vinci, Orta Çağ karanlığının bitip, aklın, bilim, sanat, edebiyat, felsefe, din, eğitim alanlarında yeniden doğuşunu, Rönesans’ı başlatan dehalardan. Aynı zamanda, mimar, mühendis, matematikçi, ressam, heykeltıraş, anatomist, botanikçi, müzisyen. Ayrıca Michelangelo, Galileo Galilei, Copernicus, Erasmus, Dürer, Cervantes gibi pek çok dehayı da etkilemiştir. Platon’u, Dante’yi ve pek çok bilim adamı, düşünür, yazarı sürüklemiştir arkasından. Yine kendi kendine giden sürücüsüz ilk arabası, uçan vidası, ilk helikopter modelleri gibi buluşlarının etkisi günümüze kadar gelmiştir. İnsanoğlunun içindeki bilim, öğrenme, aydınlanma ve güzellikleri yaşama isteğinin de uyanışını başlatmışlardır. Yeryüzünün öküz boynuzlarında tepside oturduğu, ağaçtan elmanın neden yere düştüğünün bilinmediği zamanlarda, hümanizmi de başlatmışlardır. Tüm canlılarla beraber insanlığa duyduğu derin sevgilerini de tüm eserlerinde bizlere yaşatmışlardır .

Örneğin kasların çalışmasını, iskelete güç verişini gözlemleyerek tasarladığı robot şövalyesi vardı. Teknolojinin baş döndürücü hızıyla, 1400’lü yıllardan, Leonardo’nun robot şövalyeleri, o güzel atlarına binip mi geliyorlar diye bakıyoruz etrafımıza şimdilerde. Hani Yaşar Kemal’in destansı anlatımıyla Demirciler Çarşısı Cinayeti’nin başlayıp bittiği cümleyi çağrıştırır bize: O güzel insanlar o dünya güzeli atlara binip geldiler.

O güzel insanlardan birisi, akıllı baston ile gelmiş girmiş hayatımıza. We Walk ile engelleri algılayarak, görme engellilerin, kimseye bağımlı kalmadan, yolda yürüyebilmesini sağlayan bir baston tasarlamış ve hayata geçirmiştir bu mucit. Kendisi gibi gözleri görmeyenlerin hayatını kolaylaştırmıştır. Hem de eğlenceli bir buluş olduğundan pek çok görme zorluğu olan kişiyi mutlu etmiştir. Bluetooth ve cep telefonu ile bağlandığında, cep telefonuyla entegre olabilme özelliği olan, bundan dolayı da, her geçen gün, yeni özellikler kazanabilen dinamik bu buluş, MIT tarafından yılın sosyal yeniliği seçilmiştir. Siz de bu arkadaşımız gibi bir maker olabilir. Başkalarının dünyalarını mutlulukla aydınlatıyor olabilirsiniz. 3D yazıcılarla hepimiz bir maker olarak da en son sanayi devriminin devrimcileri oluyoruz. Yani 3D yazıcılarla, iki  boyutlu çizimle, üç boyutun somutluğunu yaşabiliyoruz

Böylece şarkılarda, şiirlerde düşlenen, barış ve dayanışma içinde bir dünyada yaşamayı öğrenebiliriz, savaşla, hırsla birbirimizi kırmadan, ezmeden, gölgelemeden. Ya, bu yazıcıya silikon atsam ne çıkar diye yeni keşiflere yelken açmış olabilirsiniz yine aynı uçsuz bucaksız derin sularda. Elde etmeyi istediğimiz ürünün üç boyutlu görünümünü kaydının oluşturmak için, CAD ve 3D tarayıcılarla modelleme yaptıktan sonra, 2 boyutlu katmanları üst üste koyarken, kendi maker hareketinizi başlatmış olabilirsiniz. Kendi halinde bir mucit ve devrimci olmanın dayanılmaz hafifliğiyle bir heykeltıraş gibi ürün ortaya çıkarabilirsiniz. Örneğin, Stereolithography (SLA, SL; stereolithography apparatus, photo-solidification, resin printing gibi bilinen (üç boyutlu nesnelerin, enine kesitler alınarak üretilmesi), photopolymerization, (3 boyutlu objelerin UV yardımıyla fotopolimer malzemelerden üretilmesi) FDM (erimiş birikimi modelleme) Fused Deposition Modeling, sinterleme (SLS- seçici lazer sinterleme, DLMS ( doğrudan lazer metal sinterleme ), SLM (-seçici lazer ergitme ), LOM  laminalı nesne imalatı gibi temel tekniklerin kullanımı ile gerçekleştirebilirsiniz. 3 boyutlu objelerin lazer yardımıyla kalıbının çıkarılıp, fotopolimer malzemelerden, katmanların üst üste üretilmesi gibi yöntemlerle yani. Amsterdam‘da MX3D, geçmişle yarını, şehrin eski yüzüyle, robot teknolojisinin yeni yüzünü birleştiren köprü, nehrin üzerinde, bir uçtan diğerine 3D çelikle, buluştururken, daha çok şey yapılabileceğini, çok yollar gidileceğini gösteriyor bize değil mi?

Aslında, Isaac Asimov, robotik canlılardan oluşan göğe yükselen senfoni orkestralarıyla, düşünce gücüyle çalışan yine robotik canlılarıyla, uçan arabalarıyla bizi daha önceden tanıştırmıştı. Onun mekanik evcil hayvancıkları, uçan otomobilleri başkalaşım geçirip, Kara Şimşek ile karşımıza çıkmıştı. Sürücüsüz giden, kendi kendine, önünde sağa ve sola yanıp sönen kırmızı ışığıyla tepki gösterip, sürücüsüyle konuşan Kitt, büyük küçük hangimizin ilgisini çekmemişti?

Google, GPS, lazerli saptayabilme, geniş açılardan (360 derece) görebilme ve bunları hesaplayabilecek algoritmalarla insansız otomobil üretmiştir. Cep telefonu gibi garajlarda ve park yerlerinde şarj edilen otomobiller ayrıca trafik kazalarını da azaltabilir. Kor Ecologic de zarif ve çevre dostu bir otomobil yapmıştır örneğin. Uzayda 3D yazıcılarla, üretim gerçekleştirilmiştir. Altın, gümüş gibi pahalı mücevherlerin çok daha ekonomik üretimi gerçekleşmiştir. Southampton Üniversitesi’nde, ilk insansız, 3 boyutlu baskı uçak yapılmıştır. Hem de aerodinamik olarak, çok daha verimli uçuş elde edilmiştir.

Yine bir dünya düşünün ki, hiçbir hastanın, organ nakli listesini beklemek zorunda kalmadığı, diyaliz makinalarında, yaşam ünitelerinde hayata tutunma savaşı içinde pek çok hastanın ve yakının, hepimizin sevincini düşünün siz hele. En ağır hastalıklarda, kaza ve sakatlıklarda, ihtiyacımız olan organı çıktı olarak alabildiğimizi. Nasıl oluyor? Bu yazıcılar, değişik hücrelerin, 3D matrislerle, mürekkep gibi kullanılmasıyla başladı. Yani aynı bildiğimiz ink jet yazıcılar gibi çalışıyor. 3D biyo yazıcı kartuşu içine hücre ve benzeri biyo materyaller konuyor. Çok küçük organik moleküller (1 nanometre: 1 metrenin milyarda biri) bu kristal yapıları oluşturmaktadır. 2000’lerde Clemson Üniversitesi’nde patentlendi. 2009 yılında NovaGen 3D Printing Technology ile doku olarak baskısı alınıyordu. İlk zamanlarda sadece doku baskısı alınabilirken, bugün dokular birleştirilerek organ baskısı da alınabiliyor. İnsan dokusu gibi yumuşak ve esnek olan hidrojeller biraya getirilerek kulak, çene kemiği, kas gibi esnek dokular oluşturulmaktadır. Bu şekilde kemik ve kıkırdak dokusu üretmekte en büyük gelişme, kafatası protez baskısı almakla başladı. Öncelikle, kafatasının taranmasıyla başlıyor. Dijital ortamda taranma tamamlandıktan sonra, kalıba dökülüyor. Katmanlar yazıcıdan çıkartılıp, biraya getiriliyor. Su bazlı, insan dokusu gibi yumuşak ve esnek hidrojellerde, insan hücreleri bulunuyor. Katmanlar yazıcılardan çıkartılıp, biraya getiriliyor. Canlı hücrelerin yaşayabilmesi için, yeterli oksijen ve besin sağlanıyor. Bu da başta kanser gibi pek çok hastalığın yenilmesinde önemli bir zafer demektir. Örneğin kanserli hasta Draga Josevski’ye 3D omur iliği nakli bir mucizedir. Hollanda’da ise 3D kafatası implantı, genç bir hastaya yerleştirilmişti. Yine, yaşlı bir kadına protez alt çene diş implantı basılarak, dünyalar bağışlandı.

Hangzou Elektronik Bilimler ve Teknoloji Üniversitesi araştırmacıları, 3D yazıcılarla kulak ve burun baskısı alabiliyorlar. Van Gogh 1800’lerde değil de, günümüzde yaşasaydı, kulağını sevgilisine hediye etmek için kesip sunmak yerine yazıcıdan bastırabilirdi, bir demet kır çiçeği sunmayı tercih ederdi belki. Ya da Starry Night, (Yıldızlı Gece)  gibi tablolarıyla, mor sislerin içinde dönen bulutları, parıltılarıyla yanan çiçeklerle hediye edebilirdi, hep ulaşmayı düşlediği yıldızlarla.

Michelangelo günümüzde yaşasaydı, nasıl yapardı? Minik minik dokuların biraya getirilmesi ile organlar oluşturur, basardı önce. Bu dokuların hayatta kalabilmesi için beslenmesi, soluk alabilmesi ve metabolik artıkların da dışarıya atımı gerekince de, bunları taşıyan damarlar geliştirirdi. 3D micromelding tekniği ile biyoprint agaroz şablon fiberler kullanılan photocrosslinkable hidrojel yapılar içinde mikro kanallar imal ederdi belki de günümüzdeki gibi. Methacrylated gelatin de (GelMA), star poly (ethylene glycol-co-lactide) acrylate (SPELA), poly(ethylene glycol) dimethacrylate (PEGDMA) and poly (ethylene glycol) diacrylate (PEGDA) hydrogeller in gerekli konsantrasyonları  kullanılıyor bugünlerde. Platon ne derdi bunlara.Montaigne ne yorumda bulunurdu? Kopernik belki de kemik ve kıkırdak dokusu dışında karaciğer organ nakli bekleyen hastalara da umut verirdi. California Üniversitesi’nde (San Diego) gerçek karaciğere çok yakın ve aynı işlevi görenini bastıkları gibi.                                                       

Harvard Üniversitesi’nden Dr.Utkan Demirci, kök hücreler içeren damlacıklı baskı yapmıştır. Mikro damlacık teknolojilerini kullanarak, yarı iletken çipler üretmiştir. Yine Stanford Üniversitesi’nden, Dr. Gözde Durmuş ile beraber çalışmalarında, yerçekimi ve manyetik alandan yararlanarak mıknatıslı ortamda, mıknatıslar arasına canlı hücreler yerleştirerek, yer çekimsiz ortamda uçurup, yoğunluğunu ölçmüştür, sonra kendi yoğunluklarına göre ayırmıştır. Hücrenin yer çekimi kütlesini, hücrenin yoğunluğu ile kıyaslandığında, kendi kalıtımıyla gelen doğal manyetik imzası ile karşılaştırmıştır. Magnetic Levitation of single cells deneyi ile her bir hücrenin ayrı bir Levitation Profile e sahip olduğunu bulmuştur. (Levitation: havaya yükselme) Kurbağa gibi canlıları havaya kaldırmak için çalışma fikri, Levitation Frog, 2000 yılında, Ig Nobeli kazanmıştı. İgnoble, yani değersiz anlamına gelen bir sözcükten türetilmiş. Harvard Üniversitesi, bilimsel mizah dergisi, Annals of Improbable Research –AIR- www.improbable.com) tarafından verilen bu ödül, ilk anda insanları güldürecek, sonra düşündürecek başarılara veriliyor. Amaçlanan, bilim ve teknolojinin heyecanına dikkat çekmek. Yine de bilimsel çalışmalarda saçma diye önyargıda bulunmanın da yanlışlığını da gösteriyor bize. Oysa bu mikro akışkan teknolojiyi kullanarak, tüp bebek, kök hücre, HIV tespiti, doku ve organ onarımı, kanser tedavisinde önemli aşamalar kaydedilmiştir. Şimdi ise basit bir kan testiyle, kanserli hücreleri kolaylıkla saptayabiliyoruz. Kanserli hücrelerin çok hızlı bir şekilde yayılabildiğini düşünürsek, saniyelerin bile önemli olduğunu belirtmemize gerek yok.

Tıpta da çok büyük gelişmeler kaydedilmekte. Yepyeni ufuklar açılmakta ve daha modern tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Demirci, Afyonkarahisar, Bolvadin’de, Sarıkız’ı, çiple suni tohumlama ile kurtarmıştır. Belki de çoktan kesilecekti. Aşılama ve tüp bebekte, mikroçip yöntemi ile hem insanlara faydalı olmuş. Hem de hepimizin sevgilisi, şarkılara konu olmuş Sarıkızları da yaşatmıştır. Kuş sürülerini ve davranışlarını gözlemlemiş önce. Kuşlar, nasıl bir önder eşliğinde uçuyorsa, mikroçipi burada lider kuş yaptık diye açıklamalarına devam ediyor. Yani mikro çipler, lider kuş görevini görmekteler. Eskiden tüp bebek tedavisinde kullanılan centrifuge yönteminden daha iyi ve verimli sonuçlar elde edilmiş. (santrifüj: elektrik yardımıyla sabit eksen etrafında, dönme hareketi gerçekleştiren bir laboratuvar aletidir. Ağır parçalar merkezkaç kuvveti yardımıyla tüpün alt kısmında toplanır, dairesel harekette dışarı doğru gider) Santrifüj aletinin yüksek devir sayısı, içerisine yerleştirilen karışımların çökelme prensibine göre ayrılmasını sağlar. Oysa ki lider mikroçip yöntemi, spermi daha kolay bulabiliyor). Nasıl spermler, anne adayına geçtiğinde, yol alırken, zayıf olanlar nasıl ölüyorlarsa, bu yöntemle, kromozom yapısı en iyi olan spermler, doğal ortamda döllenme metodu ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Hem de DNA ‘sı daha iyi korunuyor. Bu mikroçiplerle İzmir’den başlayarak, Rusya, Almanya, Yunanistan gibi pek çok ülkede, çocuğu olmayan evli çiftlere umut aşılamaktadır

Ayrıca, aynı yöntemle, hücrelerin, ilaçlara hassasiyetini de belirlemektedir. Bir bakteri daha önce antibiyotiğe maruz kaldıysa, ilacın varlığından etkilenmemeye başlar. Dirence neden olan genetik yapı ise, diğer bakterilere aktarılabilir. Direncin de yayılmasına sebep olurlar. Superbuglar, yani, ilaçlara direnç kazanmış mikroplar, sadece bilim kurgu filmleri ya da oyunlarda değil, dünyanın bütün ülkelerini kanser kadar tehdit eden bir kavram olmuştur. Enfeksiyon, sadece insanlarda değil, hayvanlar, gıda, çevre, hastane gibi hemen her yerde karşımıza çok önemli bir sorun olarak çıkmaktadır. Enfeksiyon hastalıkların tedavisi, kanser tedavisi, bağışıklık, evrim, kanserin çok daha çabuk ve kolay teşhisi, hayvanlar, çevre gibi çok önemli konularda çok önemli başarılar kazandırmışlardır insanlığa.

Ayrıca, kemik, burun, kulak, insanlar yaşlandıkça ya da bazı organları ve eklemleri kullanılamaz duruma geldiğinde, bu organların basılabileceği düşüncesi, yaşlanan nüfus artarken bize umut kapılarını aralamaktadır. Cilt dokusu üretiminde, tanınmış kozmetik firmalarının Orgonovo gibi üç boyutlu doku basan biyoteknoloji firmalarıyla ortak çalışmaya başlaması ise ilgi çekicidir.  Sabancı Üniversitesi’nde, 3D Tissue and Organ Printing Lab. Nanotechnology Research and Application Centre (SUNUM) ilk kez aort damarı üretilmiştir. Bu damar, vücutta en büyük damar olup, diğer tüm damarlara kan taşıdığı için, plastikten (dacran) üretilen yapay damarlar, hiçbir zaman, gerçek insan dokusundan üretilen damarlar kadar iyi olmamıştır.

Hemen hepimiz, kolunu ya da bacağını kırıp, ağır, havasız kalıplar içinde haftalar geçirmek zorunda kalmışızdır. 2016’da, Michigan  Technology Üniversitesi’nde, Materialise’in Hafif Modüler Yazılımını kullanarak, 3 boyutlu baskı prototipini kullanarak, ABS plastikten yapılmış osteoid medikal dökümler içinde çok daha kolay atlatıyoruz.

İstanbul Üniversitesi’nde, Prof. Dr.Yeşim Erbil, tiroit kanseri tedavisinde 3D baskı yöntemi ile başarılı sonuçlar elde etmiştir. Çıktısını almadan önce, hastanın tomografisi çekilmiştir. Tomografide iki boyutlu olarak metastazların nerede olduğunu görmüş ve üç boyutlu çıktısında bunlara müdahale etmiştir. Özellikle yayılmış kanser operasyonlarında çok önemli bir başarılar elde etmiştir. Hem de operasyon, 300 TL tutmuştur.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) Canan Dağdeviren’ in kalp ve akciğer diyaframının hareketiyle elektrik enerjisi üreten ve insan vücuduyla uyumlu, giyilebilir kalp pilini keşfettiğini heyecanla izledik. (PZT-MEH) Küçükken, çakıl taşlarını parçalayıp, içerisindeki atomları bulmaya çalışıyormuş. Dedesini kalp yetmezliğinden kaybedince, kalp hastaları için bir şeyler yapmaya çalışmış. Şimdilerde ise Parkinson ve benzeri beyin rahatsızlıklarının iyileştirilmesi için çalışıyor. Tasarladığı aletlerle, hastaların ve yakınlarının mutlu olabilmesi ve beraber mutlu günler geçirebilmeleri en büyük motivasyon kaynaklarından.

2017 kışında, İstanbul Beykoz’da, sondaj için açılan kuyuya düşen yavru kangal köpeğin,10 gün sonra gençlerin tasarladığı robotik kolla kurtarılma öyküsünü heyecanla izledik. Kuyu adı sevimli köpek yavrusu, hem yüreklerimizdeki merhamet duygusunu yaşattı hepimize. Hem de Atatürk’ün, Gençliğe Hitabesi’ndeki gibi, gençlere ne kadar güvendiğini, bunda kadar haklı olduğunu gösterdi. Hani derler ya: Ne varsa gençlerde var. Kendilerine doğru ve güzel yaklaşımla, eğitimle ve destekle, içlerindeki yaratıcılık ve duyarlılığı nasıl birleştirdiklerini gösterdiler. Gerçekten de, gençlere fırsat verilince neler neler yapılabileceğini gösterdiler ve gösteriyorlar bize.

Canımız çektiğinde elmayı ağaçtan mı koparırız, yoksa çıktı olarak yazıcıdan mı alırız. 3D yazıcılarda üretilmiş, yiyeceklerle, açlığın önüne geçmek için nasıl çabalarız? Hepimizi bekleyen susuzluğa karşı 3D su tanecikleri basımı mı, yağmur bulutu çıktısı mı daha iyi tartışıyor olacağız. Bir bakmışsınız, bu arada yazıcılar bize iyot kokulu deniz dalgası ve martı kanadına takılmış toz pembe ve mavi güneş batışı basıyor olacak bu arada.